İlke ve Değerlerinden Ödün Vermeden
Özgür Yayın Platformu Olarak Kalsın Diye
İmsak03:23 Güneş05:23 Öğle13:10 İkindi17:10 Akşam20:45 Yatsı22:36
Hava - Hava durumuAçık 24°C Nem %60
Türkçe
11 Zilhicce 1445 17 Haziran 2024 Pazartesi
11 Zilhicce 1445
İmsak
03:23
Güneş
05:23
İşrak
06:07
Öğle
13:10
İkindi
17:10
Akşam
20:45
Yatsı
22:36
Giriş Yap

Doğu sınırında içinizi ısıtan soğuk, Kars

Özel Haber
Özel Haber
04.02.2023    |

Ülkemizin en doğusunda, üç farklı ülkenin sınırı yakınında, üç mevsim karla kaplı vadiler üzerinde, tarih boyunca farklı kültürlerin etkisi altında, geleneksel lezzetleri hala asıl tadında bir şehir: Kars.

Coğrafi, gastronomik, mimari ve manevi bir ziyareti bir güne sığdırabileceğiniz yer burası…

Kars’ta görülmesi gereken yerler arasında Harakânî Türbesi ve Evliya Cami, Kars Kalesi, Ani Harabeleri, Sarıkamış, Çıldır Gölü, Bozdoğan Köyü bulunuyor. 

Kars gezimize şehir merkezinde mana büyüklerini ziyaretle başlayalım. Kars merkezde Kaleiçi mahallesinde Ebü’l-Hasen el-Harakānî’nin makamı bulunuyor.

Harakânî Türbesi

Horasan’ın Rey şehrinin Bistam’a bağlı Harakan yerleşim merkezinde dünyaya gelmiş, doğduğu yere nisbetle anılan altın silsilenin yedinci halkası Ebü’l-Hasen Alî b. Ahmed Ca‘fer el-Harakānî. Üveysi olarak âlim Beyazıd-i Bistami’den manevi eğitim alan, Horasan’da yetişip Anadolu’nun sınır beldelerinde geniş topraklara hakim olan Selçuklu Sultanı Ahmed Sencer b. Melikşâh üzerinde etkisi bulunan, bir rivayete göre kabri Harakān’da bulunan gönül dostu büyük âlim.

Mevlana Celaleddin-i Rumi, Ahmed-i Yesevi, Bahaeddin-i Nakşibendi gibi büyük gönül dostlarının piri. Asıl yurt olan ahirete yönelik hazırlık yapmayı “kendi yün yumağını sarmaya” benzeten, idarecilere adaletle hükmetmeye dair nasihatleri bulunan, “Türkmenistan'dan Şam'a kadar yaşayan birisinin eline diken batsa acısı benim acımdır” gibi mana yüklü sözleri meşhur olan bir âlim. 

Selçuklulara yol gösteren, Anadolu’nun manevi fatihi Harakānî hazretlerinin makamı, Kars’ta gözde bir ziyaret mekanı. 1033 yılında vefat eden Harakāni’nin makamı, 31 yıl sonra Sultan Alparslan devrinde türbe içine alınmış, 4. Murat devrinde Lala Mustafa Paşa’nın salih bir rüyasıyla yeniden keşfedilerek etrafına Evliya Cami ve türbe inşa edilmiş. 

Mana yüklü bu ziyaretin ardından yakın muhitteki Kars Kalesi’ne çıkalım.

Kars Kalesi

1153 yılında Selçuklulara bağlı Saltuklu Sultanı Melik İzzeddin’in emri ile Veziri Firuz Akay tarafından yaptırılan kale Osmanlı Sultanı 3. Murad zamanında yenilenmiş. Kitabesinde de bu bilgilere rastlamak mümkün. 27 bin metre uzunluğunda 220 burçtan oluşan devasa kalenin dış cephe surları bazalt taştan yapılmış olup yük istinat duvarları ile çevrili. Merkez kale, İç Kale veya Stadel isminde üç bölümden oluşan kalenin batıda Su/ Çeribaşı kapısı, ortada Kağızman kapısı ve Behram/ Bayrampaşa kapısı olmak üzere üç kapısı bulunuyor. İçinde 12. yy'dan kalma Celal Baba Türbesi, Askeri Koğuşlar, Tarlalar, Cephanelik ve bir adet Mescit yer alıyor.

Günümüzde sit alanı ilan edilmiş olan kale şehre hakim bir konumda yer alıyor ve ihtişamlı bir görüntüye sahip.

Kars kalesinin merkezi konumu şehir merkezine ulaşımı kolaylaştırıyor. Burada Fethiye Cami ve yöresel dükkanlar gezilebilir. 93 Harbi olarak anılan 1877-78 Osmanlı - Rus Savaşı sonrası kırk sene boyunca Rus hakimiyetinde kalan şehirde Selçuklu-Osmanlı kültür ve mimarisini yansıtan eserlerin yerlerini Baltık mimarisine bıraktığı açıkça görülebiliyor. Şehir merkezinde aşık atışmaları gibi çeşitli kültürel etkinlikler de söz konusu.

Kars’ta ecdadın ilk yerleşim yeri olan, Ermenistan sınırını çizen Aras Nehri kıyısında, Arpaçay Kanyonu’nun sert yamaçlarının tepesindeki hakim ve görkemli bir konumda yer alan Ani’yi görmeden geçmemeli.

Günümüzde köylü teyzelerin yabani ot toplamak için uğradığı, terk edilmiş, bakımsız kalmış bir bölge burası, bu sebeple Harabe ismi verilmiş.

Ani Harabeleri

Kars merkeze 45 km mesafede yer alan, mazisi MÖ 5 bin yılına dayanan, 7 yüzyıl boyunca insan yaşadığı düşünülen, döneminin ilim ve kültür merkezlerinden biri olan, 100 bin nüfuslu bir antik şehir. Bugün Ani Antik Kenti mesai saatlerinde ziyaret edilebiliyor. Muhakkak bu şehrin mazisini bilen bir rehber eşliğinde gezilmeli, rehber bulunmuyorsa görevli personelden de yardım alınabilir.

1072 yılında Büyük Selçuklu devrinde inşa edilen, Anadolu toprağının ilk camisi Ebul Manucehr namı diğer Fethiye Camii de metruk yapılar arasında sağlam kalmış, ziyaretçilerini beklemekte. 

Tarihi mekanlarda ruhumuzu doyurduktan sonra biraz vakit alacak olsa da eşsiz bir tecrübeyi yaşamak için Çıldır Gölü’ne gidip balık tutmaya geldi sıra. Vaktiniz yoksa bu tecrübeyi ileri bir tarihe erteleyebilirsiniz. Kars-Ardahan yolu üzerinde Kars şehir merkezine karayoluyla 40 dakika mesafede bulunan Çıldır gölüne ulaşmak için yerli bir dostunuzdan ricacı olabilir yahut kar lastikli bir araba kiralayabilirsiniz.

Çıldır Gölü

Buz tutan gölde balık tutmak hele de sıfırın altında soğukları göz önünde bulundurunca kulağa ürkütücü geliyor olabilir. Ancak temin edeceğiniz ısıtıcı mont, pantolon, bere, alt ve üst içlikler, yün çoraplar, eldiven ve gözlükler, testere ve kürek gibi malzemelerle eşsiz bir tecrübe haline geliyor. Balıklar, binbir zahmetle kesilen buz parçasının altında önceden atılmış ağı çekerek tutulabiliyor. Göl çevresindeki işletmelerden balık tutma konusunda destek almak da mümkün. Çıldır Gölü’nde eski kış sporları etkinliklerle canlandırılıyor. Her sene Ocak ayında donmuş Çıldır Gölü’nde Altın At Kış Festivali yapılıyor.

Yöresine özgü süslenmiş atlar eşliğinde atlı kızak, rahvan at, atlı okçuluk gösterilerini izlemek büyük bir keyif. Çıldır Gölü’nde balık tuttuktan sonra güneşin batışına kalmadan etraftaki tabiat harikalarını, yabani yaşam alanlarını aracınızla gezmek de seçenekleriniz arasında. Bu bölgelerde ata sporumuz ciritin halen oynandığını görmek mümkün.

Hem tarihi hatıralarla hem coğrafi güzelliklerle dolu, kristal toz karın ülkemizde yağdığı belki tek mıntıka Sarıkamış’a doğru yol alıyoruz.

Sarıkamış

Kars'ın 53 kilometre güneybatısında yer alan Sarıkamış ilçesinin ismi, Hazar Denizi ile Aral Gölü arasında kalan Sarıkamış Çukuru’ndan göçen Türk Beyliğine dayanıyor. Pek çoğumuza bu isim 1. Dünya Savaşı sırasında Kafkas Cephesinde iklim şartları dolayısıyla on binlerce şehit verilen Sarıkamış Harekatı’nı hatırlatıyor. Her sene Sarıkamış’ta Ocak ayının ilk haftasında son nokta olan Allahuekber Dağları’na kadar izcilik yürüyüşü ile anma etkinliği düzenleniyor.