İlke ve Değerlerinden Ödün Vermeden
Özgür Yayın Platformu Olarak Kalsın Diye
Öğle13:16 İkindi17:13 Akşam20:37 Yatsı22:20 İmsak03:50 Güneş05:41 İşrak06:24
Hava - Hava durumuAçık 30°C Nem %64
Türkçe
14 Muharrem 1446 20 Temmuz 2024 Cumartesi
14 Muharrem 1446
İşrak
06:24
Öğle
13:16
İkindi
17:13
Akşam
20:37
Yatsı
22:20
İmsak
03:50
Güneş
05:41
Giriş Yap

Ahlat‘a Vefa Ziyareti

Özel Haber
Özel Haber
19.05.2023    |

Ahlat, Doğu Anadolu Bölgemizde Van Gölü’nün Kuzeybatı kıyısında Süphan ve Nemrut dağları arasında bulunan 1.650 metre rakımda plato üzerinde kurulmuş, binlerce yıllık bir yerleşim yeri.

Ahlat, tarih boyunca Asya’dan gelenlerin güzergahında Anadolu’nun batısına uzanan stratejik bir durak, bir mevki. Anadolu’nun ilk Türk-İslam beyliklerinden Ahlatşahlar hanedanlığı döneminde Buhara ve Belh gibi İslam medeniyetinin zirve şehirlerinden. Urartular’dan Osmanlı’ya birçok medeniyete dair kültür varlıklarını barındırmış, tarihi önemini halen sinesinde gizleyen, özellikle Selçuklu dönemine ait mezar âbideleri, tarihi mimariye sahip camileri, yöreye özgü Ahlat taşından yapılan kümbetleriyle görülmeye değer.

Karların yeni yeni eriyip mavi ve yeşil bir manzaraya kendini bıraktığı bugünlerde Ahlat’a vefa ziyaretine buyrun.

Unutulmaya yüz tutmuş Ahlat Tarihi

Ahlat, ilk defa Hz. Ömer devrinde 641 senesinde Cezîre fâtihi İyâz b. Ganm komutasındaki ordu tarafından fethedilmiş. Merak edenler için Cezîre; Güneydoğu Anadolu’yu içine alan Yukarı Mezopotamya, Fırat ve Dicle Arasındaki Bereketli Hilal Bölgesi anlamına geliyor. Peygamber Efendimiz (SAS)’in sancaktarı Muaz Bin Cebel’in oğlu olduğu rivayet edilen sahabi Abdurrahman Gazi de Ahlat şehrinde medfun.

Tarih boyunca pek çok devlet ve hânedanın idaresine giren Ahlat, Milat öncesi 1500’lü yıllarda Asurlular’ın uçbeyliği olmuş. 

Anadolu’nun Türk-İslam yurdu haline gelmesinin önemli bir şahidi olan Ahlat, 11. yüzyılın başlarından itibaren Anadolu’ya gelen Türkmenlerin uğrak yeri, Selçuklu hakimiyetinde Anadolu’ya yapılan akın ve fetih hareketlerinde bir üs; 12. Yüzyılın başından itibaren Ahlatşahlılar hanedanının başşehri olmuş. Bu dönemde İslâm âleminin en büyük şehirlerinden biri haline gelmiş ve tarihinin en parlak devrini yaşamış.

Anadolu’da kurulmuş ilk Türk-İslam beyliklerinden Ahlatşahlar, batıda Diyarbakır’a, Doğu’da Erzurum’a kadar uzanan geniş bir alana hükmediyor. Dönemin Ahlat’a bağlı şehirleri arasında Erciş, Adilcevaz, Silvan, Malazgirt, Muş, Van, Muradiye, Gevaş, Eleşgirt, Tatvan, Hani, Erzen ve Tebriz’i saymak mümkün.

“Fityan” adı verilen Anadolu’daki ilk esnaf ve sanatkâr birliklerinin kurulduğu yer olan Ahlat’ta güçlü ve kalabalık esnaf teşkilatı siyasete de yön veriyor. 13. Yüzyıl Ahlat’ı tarih ve seyahat kitaplarında tüccarları zengin, çarşıları geniş ve dolu, sanat ve hünerleri hünerleri çeşitli, hayrat ve meyve bahçeleri ile donatılmış, Şam büyüklüğünde bir şehir olarak tasvir edilmekte.

O dönemde 3 yüz bine yakın nüfusu barındırdığı kayda geçen Ahlat’ın mimar ve sanatkarları sadece Ahlat’ı değil; Erzurum, Erzincan, Harput, Hısn-ı Keyfa, Mardin, Diyarbakır ve Malatya gibi civar şehirleri de cami, medrese, zâviye, kervansaray gibi nadide Türk-İslam sanat eserleriyle bezemiş. Çoğunlukla El-Hilati namıyla tanınan bu sanatkarların tesbit edilen 500’ü aşkın eseri arasında Konya Alaaddin Camii’nin minberi, Kayseri-Nevşehir yolu üzerindeki Alay Hanı, Sivas-Divriği Ulu Camii ve Daruşşifası da bulunmakta.

Ahlat yetiştirdiği âlim ve sufiler, kültür ve sanat şahsiyetleri ile özel bir yere sahip. Çoğunlukla Ahlati yahut Hilati künyesini taşıyan alimlerin Felsefe, Tıp, Kimya, Astronomi, Fıkıh, Kelam, Hitabet, Kıraat, Hadis, Hüsnü Hat, Şiir alanında hizmet verdiği görülmekte. Yalnız Ahlat’ta değil Kayseri, Malatya, Mısır ve Kahire gibi devrin önemli medreselerinde ders vermiş, fetva kurullarında görev yapmışlar. Alperenler’e öncülük ederek bölgeye intikal etmiş nice maneviyat büyüğünün de ebedi istirahatgahı Ahlat.

Orta Çağın Bağdat, Halep, Şam, Kahire, Musul gibi büyük şehirlerinin müstakil birer tarih kitabı yazıldığı gibi 12. Yüzyılda Ahlat’ın tarihi de Şeref Ebü’l-Mutahhar (El-Ensâri) tarafından yazılmış: “Târîhu Hilât” Abri Köyü gibi ilim yuvalarını bünyesinde barındıran Ahlat; Belh, Buhara ve Merv şehirleri gibi “Kubbet’ül İslam: İslam’ın Kubbesi” olarak anılmakta.

Ahlat'ın stratejik konumu

Ahlat; Doğu Anadolu’ya göre ılıman iklimi, bereketli toprakları, bina yapımına elverişli yapı malzemesi olan Ahlat taşı ve su kaynakları dolayısıyla her daim dikkatleri üzerine çekmiş. Selâhaddîn-i Eyyûbî gibi devir hükümdarları için gözde şehir olan Ahlat; 13. Yüzyıl itibariyle çok sayıda yağmalar, Moğol istilası ve şiddetli bir deprem geçirmiş.

Bir harabeye dönen şehirden 120 bin hanenin yalnız Kahire’ye göçtüğü kaynaklarda yer alıyor. Yerle yeksan olan, eski görkemini kaybeden “Ecdad yadigarı” şehre Yavuz Sultan Selim bir kale inşa ettirmiş. Kanuni Sultan Süleyman devrinde bir iç kale ilave edilerek Osmanlı’ya bağlanan Ahlat’ta, ikisi hisar içinde olmak üzere yedi cami bulunduğu biliniyor. Bu dönem Ahlat, Van vilayetinde balıkçılık yapılan elma ve kaysısı meşhur bağlık bahçelik bir nahiye halinde.

Günümüzde Ahlat’ta tarihî ve mimari değeri olan altı kümbet, üç mescid ve bir kale bulunuyor. Ahlat özellikle Selçuklu kültürünün damga vurduğu sanat değeri yüksek mezar taşlarıyla meşhur.

Mürebbimiz Gönül Dostumuz Mahmud Es’ad Coşan’ın eşliğinde yapılan kazılarda sanat tarihi uzmanlarınca Kitâbeleri okunan mezar taşlarından dördü Ahlatşahlar, sekizi Eyyûbîler, elli dördü Moğollar, dördü Bitlis hâkimleri (Rûzegîler), dördü de Safevîler devrine ait.

Akkoyunlu hânedanından Bayındır Beg’in türbesi Ahlat’ın en güzel âbidelerinden. Osmanlı devrinde yapılan eserlerin başında, Kanûnî zamanında göl kıyısında inşa edilen Hisar gelmekte. Hisarın yanında İskender Paşa Camii (1564) ile bir hamam, dış kale kısmında da Kadı Camii (1584) bulunmakta.

Ahlat nerede?

Ahlat bugün Bitlis’e bağlı 40 bin nüfusa sahip küçük bir ilçe. Karasal iklimin görüldüğü beldede kış erken başlayıp uzun sürmekte, havalar Nisan ortası itibariyle ısınarak Ağustos’a kadar sıcak kalmakta. Gerek Van Gölü’nün kıyısında olması gerekse nisbeten bol yağış alması dolayısıyla Ahlat, bölgenin bozkır bitki örtüsünün ortasında daha yeşil ve gür bir manzara sunuyor bizlere. Ekime elverişli geniş topraklarında buğday ve çavdar yetiştirilmekle birlikte yörede hayvancılık da yaygın.