İlke ve Değerlerinden Ödün Vermeden
Özgür Yayın Platformu Olarak Kalsın Diye
Yatsı22:36 İmsak03:23 Güneş05:23 İşrak06:07 Öğle13:10 İkindi17:10 Akşam20:45
Hava - Hava durumuAçık 25°C Nem %53
Türkçe
11 Zilhicce 1445 16 Haziran 2024 Pazar
11 Zilhicce 1445
Akşam
20:45
Yatsı
22:36
İmsak
03:23
Güneş
05:23
İşrak
06:07
Öğle
13:10
İkindi
17:10
Giriş Yap

Medine’de ziyaret edilen mekanlar

21.05.2024    |

Medine-i Münevvere; Hz. Peygamber’in mescidiyle kabrinin bulunduğu hicret yurdu, İslâm’da iki Harem bölgesinden biri, Resûl-i Ekrem ve Hulefâ-yi Râşidîn döneminin başşehri.

Medine, Arap yarımadasının batısında Hicaz bölgesinde Kızıldeniz kıyısına yaklaşık 130 km. uzaklıkta, Mekke’nin 350 km. kadar kuzeyinde yer alıyor.

Hacc ve umre ibadeti sırasında Medine’de ziyaret edilen yerler neresi?

Mescid-i Nebevi

Medine’de içerisinde Hz. Peygamber’in kabrinin de bulunduğu mescid. İslâm tarihinde bir dönüm noktası olan Resûl-i Ekrem’in Mekke’den Medine’ye hicretinden sonra gerçekleştirilen ilk faaliyetlerden biri Mescid-i Nebevî’nin (Mescid-i Nebî) inşasıdır. Bizzat Hz. Peygamber tarafından yaptırılan iki mescidden biri olan (diğeri Kubâ), Mescid-i Nebevî onun Medine’deki bütün faaliyetlerinin merkezinde yer almış ve fonksiyonları bakımından sonraki dönemde kurulan camilere örnek teşkil etmiştir.

Ravza-i Mutahhara

Mescid-i Nebevî içinde Hz. Peygamber’in kabri ile minberi arasındaki bölüm. Sözlükte “tertemiz bahçe” anlamına gelen ravza-i mutahhara adlandırması, Hz. Peygamber’in eviyle minberi arasının cennet bahçelerinden (ravza) bir bahçe olduğunu bildiren hadisine dayanır (Buhârî, “Teṭavvuʿ”, 18; Müslim, “Ḥac”, 500-502).

Resûl-i Ekrem ayrıca, Mescid-i Nebevî’de kılınan namazın Mescid-i Harâm hariç diğer yerlerde kılınan namazdan bin kat daha faziletli olduğunu haber vermiş (Buhârî, “Fażlü’ṣ-ṣalât fî Mescidi Mekke ve’l-Medîne”, 1; Müslim, “Ḥac”, 505-510), bu hadisler Resûlullah’ın mescidinin faziletine, onun içinde de Ravza-i Mutahhara’nın daha faziletli olduğuna delil sayılmıştır.

Kubâ Mescidi

Hz. Peygamber’in hicreti sırasında Medine’den önce son durağı olan Kubâ’da yapılan mescid.

İki Kıbleli Mescid

Kıblenin Mescid-i Aksâ’dan Kâbe’ye çevrilmesi sırasında Hz. Peygamber’in içinde namaz kıldırmakta olduğu cami. Mescid-i Nebevî’nin 5 km. uzağındadır. İlk adı, içinde bulunduğu kabile bölgesinden dolayı Benî Selime Mescidi iken Resûl-i Ekrem’in burada öğle veya ikindi namazını kıldırdığı sırada nâzil olan Bakara sûresinin 144. âyeti uyarınca kıblesini Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’dan Kâbe’ye çevirmesi üzerine “Mescid-i Kıbleteyn - iki kıbleli mescid” anlamına gelen bugünkü adını almış, o tarihten sonra Hz. Peygamber’in unvanları arasına da “imâmü’l-kıbleteyn” eklenmiştir.

Bâkî Mezarlığı (Cennetü’l Baki)

Medine’de müslümanların kurduğu ilk mezarlık. Resûl-i Ekrem ashabından vefat edenlerin defnedilmesi için bir yer arayarak Bakī‘ mevkiini mezarlık olarak kararlaştırdı. Türkler arasında daha çok Cennetü’l-bakī‘ adıyla meşhur olan bu mezarlığa muhacirlerden ilk defnedilen Osman b. Maz‘ûn’dur. Hz. Âişe’nin rivayetine göre Resûlullah zaman zaman Cennetü’l-bakī‘a gider ve orada medfun bulunanlara dua ederdi. Bazı cenaze namazlarını burada kıldırırdı.  Bugün hiçbir türbe ve mezar taşının bulunmadığı Bakī‘ yine mezarlık olarak kullanılmaktadır.

Uhud Dağı

Müslümanlarla Mekkeli müşrikler arasında yapılan ikinci büyük savaşa adını veren Uhud dağı Medine’nin kuzeyinde Mescid-i Nebevî’ye yaklaşık 5 km. mesafededir. Bölgedeki dağ silsilelerinden ayrı ve tek başına bulunduğu için bu adı aldığı anlaşılmaktadır. 8 km. uzunluğundaki dağın yüksekliği 720 metredir.

Uhud Gazvesi müslümanlar için ders ve ibretle doludur. Resûlullah her zaman olduğu gibi bu savaşta da istişareye önem vermiş, Ayneyn geçidine yerleştirdiği okçuların onun emrine uymamaları ve yerlerinden ayrılıp ganimet toplamaya başlamaları savaşın seyrini değiştirmiştir. Bu da zaferin sabırla ve kumandanın emirlerine itaatle kazanılabileceğini göstermektedir. Ganimet elde etme arzusu Allah rızasını kazanmanın ve Hz. Peygamber’e itaatin önüne geçmiş, bu durum yenilgiye yol açmıştır. Kur’ân-ı Kerîm’de özellikle Âl-i İmrân ve Enfâl sûrelerinde Uhud Gazvesi hakkında birçok âyet yer almaktadır.