Dünyanın neresinde yaşarlarsa yaşasınlar, Müslümanlar bir araya geldiklerinde hem ibadet edebilmek hem de dini bilgilerini pekiştirip toplumsal meselelerini konuşabilmek için mescid ve camiler inşa etmişlerdir.
Amerika’daki ilk Müslüman topluluklar da aynı ihtiyaçla hareket etmiş, ancak imkânların kısıtlı olduğu dönemlerde çoğu zaman evlerde buluşmuş, bayram namazları için de toplantı salonları, kültür merkezi, park gibi mekanlar kiralamışlardır. Bu geçici düzenlemeler Müslüman toplulukların kalıcı bir ibadethane ihtiyacını daha da görünür hâle getirmiştir. Nitekim Amerika’da kayıtlara geçen ilk mescidin 1915 yılında Maine eyaletinin Biddeford şehrinde kurulması, bu ihtiyaca verilen somut bir karşılık olarak tarihe geçmiştir. Bu küçük başlangıç, ilerleyen yıllarda çeşitli şehirlerde derneklerin, İslami merkezlerin ve camilerin açılmasını beraberinde getirmiştir.

Başkent Vaşington’daki İslam Merkezi de bu gelişimin dikkat çekici örneklerinden biridir. 1944 yılında Türkiye’nin Vaşington Büyükelçisi Münir Ertegün vefat ettiğinde şehirde cenaze namazının kılınabileceği bir cami bulunmuyordu. Bu durum, Vaşington’da görev yapan Müslüman diplomatları harekete geçirdi.
Ondört Müslüman ülkenin katkısıyla bir cami ve kültür merkezi inşasına başlandı ve yapı 1957’de, dönemin ABD Başkanı Dwight D. Eisenhower’ın da katıldığı bir törenle açıldı. Caminin çinileri ve döşeme ustaları Türkiye’den gönderildi; bugün bu merkez başkentte Embassy Row üzerindeki en tanınan yapılardan biri olmayı sürdürmektedir.
Günümüzde Amerika genelinde farklı milletlerden Müslümanların gayretiyle kurulmuş çok sayıda ibadethane bulunmaktadır. Resmî olmayan verilere göre ülkede tahminen 3500–4000 civarında cami ve mescid vardır. Kesin olarak tespiti zor olsa da bu sayı, ülkedeki Müslüman varlığının genişliğini göstermektedir.
Amerika’da camiler yalnızca namaz kılınan mekânlar değil, aynı zamanda toplumsal yaşamın canlı merkezleri hâline gelmiştir. Cuma günleri çoğu aile çoluk çocuk hep birlikte camiye gider; birçok kişi iş programını buna göre ayarlayarak haftalık izin gününü o güne denk getirir. Camilerde hafta boyunca çocuklar ve yetişkinler için dini dersler, sohbet halkaları ve eğitim programları yapılır. Sanat atölyeleri, kültürel etkinlikler ve topluluk buluşmaları camilerin sosyal yönünü ortaya koyan faaliyetler arasındadır.
Camiler, farklı kurumların ziyaretlerine de ev sahipliği yapar. Çevredeki okullar, huzur evleri ve çeşitli kuruluşlar, öğrenciler veya misafir grupları camilere gelir; bu ziyaretler, farklı topluluklardan insanların camiyi yakından tanımasını ve Müslümanların ibadet ile kültürel hayatını gözlemlemesini sağlar. Böylece camilerin, sadece Müslümanlara değil bulundukları şehirlerdeki tüm topluma açık olduğu daha net anlaşılır. Bunun yanı sıra, yılın belli dönemlerinde düzenlenen “Open House” günlerinde mahalle sakinleri camiye davet edilir, misafirlere ikramlarda bulunulur ve İslamiyet hakkında bilgilendirmeler yapılır.

Bayramlarda ve bazı hafta sonlarında Müslüman küçük işletmecileri desteklemek amacıyla cami kampüslerinde pazarlar ve küçük festivaller düzenlenir. Müslüman nüfusun yoğun olduğu bölgelerde camilerin bünyesinde tam zamanlı İslami okullar yer alırken, diğer camilerde hafta sonu çocuklara yönelik eğitim programları yaygındır.
Aile danışmanlığı, yardım kampanyaları, spor faaliyetleri, nikâh ve cenaze hizmetleri de camilerin önemli işlevleri arasında yer alır. Birçok cami ayrıca çevredeki belediyeler, hastaneler, kütüphaneler ve polis teşkilatıyla işbirliği içinde toplum odaklı çalışmalar yürütür. Tüm bu hizmetler, büyük ölçüde cemaatin bağışları ve gönüllü desteğiyle finanse edilmektedir.
Amerika’da mimarisi, kapasitesi ve sunduğu hizmetlerle öne çıkan birçok büyük cami bulunmaktadır. Camiler, Amerika’daki Müslüman toplumun tarihinde olduğu gibi bugün de hem ibadetin hem eğitimin hem de toplumsal dayanışmanın merkezinde yer almaya devam etmektedir.