Araştırmalar erken doğum ile mikroplastikler arasındaki ilişkiye dikkat çekiyor.
Son yıllarda dünya genelinde artış gösteren erken doğum vakalarının ardında yalnızca genetik faktörler ya da gebelik komplikasyonları olmayabilir. Bilim insanları, günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelen mikroplastik ve nanoplastiklerin de bu süreçte önemli bir rol oynayabileceğine dikkat çekiyor.
Yediğimiz yiyeceklerden içtiğimiz suya, soluduğumuz havadan kullandığımız plastik ürünlere kadar pek çok kaynaktan vücudumuza giren mikroplastiklerin, gebelik üzerinde oluşturduğu etkiler son dönemde yapılan araştırmalarla daha net ortaya konuluyor.
Zamanında doğum yapan anneler ile prematüre doğum yapan annelerin karşılaştırıldığı bir çalışmada, erken doğum yapan annelerin plasentalarında yüzde 50'den fazla mikroplastik ve nanoplastik tespit edildi. Bulgular, çevresel plastik maruziyetinin erken doğum riskini artırabileceğine işaret ediyor.

"Mikroplastikler anne karnındaki bebeği doğrudan etkiliyor"
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Arif Aktuğ Ertekin, son iki yılda yayımlanan bilimsel çalışmaların erken doğumun yalnızca genetik nedenlerden kaynaklanmadığını, çevresel faktörlerin de önemli ölçüde etkili olduğunu gösterdiğini belirtti.
Ertekin'e göre iklim değişikliğine bağlı aşırı sıcaklar, hava kirliliği, yoğun stres, sentetik kimyasallar, plastik ürünlerden kopan parçacıklar, bazı ilaç ve hormon tedavileri, alkol kullanımı, ağır çalışma koşulları, uzun süre ayakta kalmayı gerektiren işler ve gebelikte şiddete maruz kalmak erken doğum riskini artıran başlıca etkenler arasında yer alıyor.
Ancak özellikle mikroplastiklerin anne karnındaki bebeği doğrudan etkilediğini vurgulayan Ertekin, bu parçacıkların erken doğumların yanı sıra düşük riskini de artırabildiğini ifade etti.
Plasentaya yerleşiyor, doğumu erkene çekebiliyor
Laboratuvar çalışmaları, mikroplastiklerin plasentaya yerleşerek kronik inflamasyona yol açtığını ortaya koyuyor. Aynı zamanda DNA hasarına neden olan oksidatif stresi artıran bu parçacıklar, plasentanın bebeğe oksijen ve besin taşıma kapasitesini azaltabiliyor.
Araştırmalara göre mikroplastikler, doğumu başlatan biyolojik sinyalleri normalden önce tetikleyerek gebeliğin erken sonlanmasına zemin hazırlayabiliyor.

Kronik hastalıklar da riski büyütüyor
Erken doğum riskini artıran tek unsur mikroplastikler değil. Toplumda giderek yaygınlaşan obezite, diyabet, tiroit hastalıkları ve hipertansiyon gibi kronik rahatsızlıklar da gebelik sürecini olumsuz etkileyebiliyor.
Prof. Dr. Ertekin, bu hastalıkların gebelik sırasında ortaya çıkmasının veya önceden mevcut olmasının düşük doğum ağırlığına, erken doğuma ya da tıbbi zorunluluk nedeniyle bebeğin planlanandan önce doğurtulmasına neden olabileceğini belirtiyor. Birden fazla risk faktörünün aynı anda bulunmasının ise olumsuz tabloyu daha da ağırlaştırdığına dikkat çekiyor.
Mikroplastikler anne adayına nasıl ulaşıyor?
Uzmanlara göre mikroplastiklere maruz kalmanın başlıca kaynakları şunlar:
• Plastik şişeler
• Tek kullanımlık plastik ambalajlar
• Plastik saklama kapları
• Deniz ürünleri
• İçme suyu
• Ev tozu
• Sentetik kıyafetlerden kopan lifler
• Solunan hava

Anne ve bebek nasıl korunabilir?
Uzmanlar, mikroplastik maruziyetini tamamen ortadan kaldırmanın mümkün olmadığını ancak alınacak basit önlemlerle önemli ölçüde azaltılabileceğini belirtiyor. Bunun için şu öneriler öne çıkıyor:
• Cam veya paslanmaz çelik saklama kaplarını tercih edin.
• Sıcak yiyecek ve içecekleri plastik kaplarda bekletmeyin.
• Plastik kapları mikrodalgada ısıtmayın.
• Tek kullanımlık plastik ürünlerin kullanımını azaltın.
• Evinizi düzenli havalandırarak toz birikimini önleyin.
• Plastik ambalajlı ve işlenmiş gıdalar yerine taze gıdaları tercih edin.