İlke ve Değerlerinden Ödün Vermeden
Özgür Yayın Platformu Olarak Kalsın Diye
İmsak04:41 Güneş06:15 Öğle13:12 İkindi16:57 Akşam19:59 Yatsı21:27
Hava - Hava durumuAçık 24°C Nem %93
Türkçe
10 Rebi'ül-evvel 1448 23 Ağustos 2026 Pazar
10 Rebi'ül-evvel 1448
İMSAK GÜNEŞ İŞRAK ÖĞLE İKİNDİ AKŞAM YATSI
04:41 06:15 07:00 13:12 16:57 19:59 21:27
Giriş Yap

Sıla-i Rahimde Örnek Bir Hayat

22.08.2026    |

Allah Teâlâ'nın son elçisi Efendimiz (SAS), insanlığa rahmet için en üstün vasıflarla donanmış olarak gönderilmiştir. O, inananlar için yegâne örnektir. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

“Andolsun ki Allah'ın Peygamberi, sizin için; Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için güzel bir örnektir.” (Ahzâb, 21)

Hz. Peygamber (SAS)'e layık bir ümmet olmanın yolu, ona uymak ve onu kendimize örnek almaktır. Sıla-i rahim konusunda da Allah Resûlü'ne (SAS) tabi olabilmek için onun hayatındaki örnekleri bilmemiz ve anlamamız gereklidir.

Hak Teâlâ, Peygamber (SAS)'e uymaları konusunda inananları şöyle uyarmıştır:
“De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir. De ki: Allah'a ve Peygamber'e itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kâfirleri sevmez.”
(Âl-i İmrân, 31-32)

Bu ayet-i kerimelerden de anlaşıldığı üzere Peygamber (SAS)'e layık bir ümmet olmanın yolu, onun sünnetine uymak ve hayatını kendimize örnek almaktır. Sıla-i rahim konusunda Allah Resûlü (SAS)'ne tabi olabilmek için de onun akrabalarına, ailesine, çocuklara, sütanne ve sütkardeşlerine, dostlarına ve yakınlarına gösterdiği vefa ve merhameti bilmek gerekir.


Peygamber (SAS) Evinde İkram
Peygamberlik görevi verilmeden önce de güvenilir ve emin bir kişi olarak “el-Emin” unvanıyla tanınan Hz. Peygamber (SAS), İslam'ı ilk önce akrabalarına tebliğ etti. Çünkü Allah Teâlâ şöyle emretmişti:

“Önce en yakın akrabanı uyar. Sana uyan müminlere merhamet kanadını indir.”
(Şuarâ, 214-215)

Hz. Peygamber (SAS), akrabalarına karşı tebliğ görevini yerine getirmek için evinde yemek hazırlattı ve Hz. Ali'den (RA) akrabalarına yemek davetini iletmesini istedi. Kırk kadar akrabası bu davete icabet ederek Peygamber Efendimiz'in evine geldi. Gelenler türlü ikramlarla ağırlandı.

Efendimiz (SAS), İslam'ı tebliğ etmek üzere konuşacağı sırada Ebu Leheb sözünü keserek buna fırsat vermedi. Hz. Peygamber (SAS) o gün tebliğ görevini gerçekleştirememişti. Bunun üzerine akrabalarını ertesi gün tekrar davet etti ve ikramdan sonra gelen davetlilere tevhidi anlattı.

Başka bir seferde ise Safa Tepesi üzerinden akrabalarına seslendi. Kendisini dinlemek üzere toplanan yakınlarını şu sözlerle tek tek uyardı:
“Ey Kureyş! Ey Peygamber'in amcası Abbas! Ey Peygamber'in halası Safiye! Ey Peygamber'in kızı Fatıma! Kendinizi Allah'tan satın alınız. Siz benim malımdan dilediğinizi isteyin. Ama ben sizi Allah'ın azabından kurtarabilecek hiçbir şeye sahip değilim.”

Efendimiz, gördüğü kötü muameleye rağmen çevresindekilerin iman edeceğine dair ümidini hiçbir zaman yitirmedi. Tebliğ vazifesinden asla taviz vermedi. Çünkü yakınlarının göz göre göre azaba müstahak olmalarını istemiyordu.


En Hayırlı Evlat
Hz. Peygamber (SAS), dünyaya gelmeden evvel babasını, çocukluk yıllarında iken de annesini kaybetmiştir. Akrabalarının himayesinde büyüyen Efendimiz (SAS), anne ve babasını hiçbir zaman unutmamış, onları hep hayırla yad etmiştir.

Efendimiz (SAS) altı yaşındayken annesi Âmine validemizle birlikte, dayılarını ziyaret etmek üzere Medine'ye gitti. Otuzlu yaşlarında genç bir hanımefendi olan Âmine validemiz, Mekke'ye dönerken Ebvâ'da rahatsızlandı. Son anlarında yanında bulunan biricik evladına yaşlı gözlerle bakarak şu sözleri söyledi:
“Her canlı ölümlüdür. Her yeni eskir. Her yaşlanan yok olur. Ben de öleceğim ama hep anılacağım. Çünkü temiz bir oğul doğurmuş, arkamda hayırlı bir hatıra bırakmış oluyorum.”

Yıllar sonra Peygamber Efendimiz (SAS), Hudeybiye umresine giderken annesinin kabrini ziyaret etti ve kabrin toprağını mübarek elleriyle düzeltti. Ağladığını gören sahabiler:
“Ey Allah'ın Resûlü, niçin ağlıyorsunuz?” diye sordular.

Efendimiz (SAS) şöyle buyurdu:
“Annemin bana olan şefkat ve merhametini hatırladım, onun için ağladım.”


Sütannelerine ve Sütkardeşlerine Vefası
Efendimiz'i ilk emziren sütannesi, Ebu Leheb'in cariyesi Süveybe Hatun'dur. Peygamber Efendimiz, ilk sütannesi olan Süveybe Hatun'u hiç unutmamıştır. Mekke'de bulunduğu sürece onunla ilgilenmiş, ona hediyeler götürmüştür. Hicret ettikten sonra da sütannesine Medine'den hediye olarak türlü kıyafetler ve takılar göndermiştir. Süveybe Hatun, aynı zamanda Peygamberimiz'in çok sevdiği amcası, şehitlerin efendisi Hz. Hamza'nın (RA) da sütannesidir.

Efendimiz (SAS)'in diğer sütannesi ise Halime Hatun'dur. Peygamber Efendimiz (SAS) ona “Benim annem, benim annem” diye seslenir, hürmet ve muhabbetle muamele eder, bir isteği olduğunda yerine getirmek için elinden geleni yapardı.

Hz. Peygamber (SAS)'in yakınlarına olan vefa ve merhametinin bir başka örneği de sütkardeşi Şeyma Hatun'a gösterdiği yakınlıktır.

Hicretten sekiz yıl sonra yapılan Huneyn Savaşı'nda Şeyma Hatun esir düştü. Onu fark eden Efendimiz'in gözleri doldu. Sütkardeşine şefkatle “Hoş geldin” diyerek oturması için mübarek cübbesini yere serdi. Daha sonra sütannesini ve babasını sordu. İkisinin de vefat ettiğini öğrenince Şeyma Hatun'a:

“İstersen sevgi ve saygıyla yanımda kal, istersen yararlanacağın mallar verip seni kavmine göndereyim” buyurdu.

Şeyma Hatun da bu şefkatli muamele neticesinde İslam ile şereflenerek Peygamber Efendimiz (SAS)'in yanından ayrılıp memleketine döndü.


Ailesine Gösterdiği Şefkat
Allah Teâlâ:
“Peygamber, müminlere kendi canlarından daha yakındır. Eşleri de onların anneleridir.”
(Ahzâb, 6)

buyurarak Efendimiz (SAS)'in eşlerinin bütün Müslümanların anneleri olduğunu bildirmiştir.

Peygamber Efendimiz (SAS), ailesine karşı daima şefkat ve merhamet göstermiş, eşlerine karşı hiçbir zaman kibirli davranmamıştır. Bir muhabbet göstergesi olarak onlarla latifeler yapar, gönüllerini hoş tutardı.

“Sizin en hayırlınız ailesine karşı iyi davrananınızdır. Ben aileme karşı en iyi davrananınızım. Sizin en hayırlınız kadınlarına karşı iyi davrananlardır” buyuran Peygamberimiz (SAS)'in ilk evliliği Hz. Hatice (R.Anha) ile olmuştur. Efendimiz (SAS), Hz. Hatice (R.Anha) vefat edinceye kadar başka bir kadınla evlenmemiştir.

Hz. Hatice (R.Anha) hakkında:
“Hatice dünyadaki kadınların en hayırlısıdır. Onun cennette altından evi vardır. Ben onun üstünlüğünü kesinlikle biliyorum. Bana onun sevgisi bahşedildi. Ben de Hatice'nin sevdiklerini severim.” buyurarak hem hanımına hem de onun görüştüğü kimselere ne kadar değer verdiğini ifade etmiştir.

Annemiz Hz. Aişe (R.Anha) için de:
“Halkın en sevimlisi kadınlardan Aişe, erkeklerden ise Ebubekir'dir.” buyurarak hem hanımına hem de kayınbabasına verdiği önemi ortaya koymuştur.

Efendimiz (SAS) hanımlarına karşı şefkat ve merhamet gösterir, onlarla latifeler yapardı. Bir gün Hz. Aişe (R.Anha) hastalanınca ona:
“Ben sağ iken ölsen de namazını kılıp sana dua etsem” diyerek latifede bulunmuştur. Bunun üzerine Hz. Aişe (R.Anha):
“Beni defnettikten sonra dönüp bir hanımla evlensen bile ben seninle olurum” diyerek latifeye iltifatla karşılık vermiştir.

Efendimiz (SAS), eşleriyle arasında meydana gelen ufak tefek tartışmaları da en güzel şekilde tatlıya bağlamıştır. Validelerimize her zaman öyle nezaketli davranmıştır ki eşleri, O'nun yanında fikirlerini rahatça dile getirebilmişlerdir. O da eşlerinin görüşlerine kıymet vermiş, karar alırken söylediklerini dikkate almıştır.

Bu şefkat ve tevazunun bir başka örneği de Hz. Safiyye (R.Anha) validemizle yaşanan hadisedir. Hz. Safiyye deveye binerken Efendimiz mübarek dizini uzatır, validemiz de onun dizine basarak deveye binerdi.


Çocuklara Yakınlığı
Hz. Peygamber çocukları çok severdi. Bir çocukla karşılaştığında ona yakınlık gösterir, başını okşar ve büyüklere selam verdiği gibi çocuklara da selam verirdi.

Evlatlarına karşı son derece merhametli bir baba olan Efendimiz, oğlu İbrahim vefat ettiğinde çok hüzünlenmiş, evladının kabri başında gözlerinden birkaç damla gözyaşı dökmüştü. Daha sonra ashabına dönerek şöyle buyurmuştu:
“Bu bir merhamet göstergesidir. Gözümüz yaşarır, gönlümüz mahzun olur ama asla Rabbimizin razı olmayacağı sözler sarf etmeyiz. Ey İbrahim! Senin ayrılığın bizi hakikaten mahzun etti.”

Torunları Hasan ve Hüseyin'e olan muhabbetini de birçok defa ifade eden Efendimiz, torunlarıyla çok vakit geçirirdi.

“Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.”
(Ahzâb, 33)

ayeti-i kerimesi nazil olduğunda Hz. Ali (RA), Hz. Fatıma (R.Anha), Hz. Hasan(RA) ve Hüseyin(RA)'i (Allah onlardan razı olsun) cübbesiyle sarmalayıp:
“Allah'ım, bunlar benim Ehl-i Beyt'imdir. Bunlardan günah kirini gider ve tertemiz kıl” diye dua etmişti.

Bu duruma şahit olan annelerimizden Ümmü Seleme (R.Anha), “Ben ve kızım ne olacağız?” deyince Efendimiz (SAS):
“Sen ve kızın da Ehl-i Beyt'tensiniz” buyurarak hanımına ve üvey çocuğuna olan şefkat ve merhametini göstermiştir.


Akrabalarına Vefası
Allah Resûlü (SAS), akrabalık bağı bulunan kimselerin hakkını özenle gözetmiştir. Amcasının oğlu Cafer (RA), Mûte Savaşı'nda şehit olduğunda Efendimiz onun evine gitmiş, çocuklarını alıp bağrına basmış ve bakımlarını üstlenmiştir. Üç gün boyunca ailesini evinde misafir ederek onları teselli etmiştir.

Peygamber Efendimiz, çocukken kendisine bakan ve emek veren Ebu Talib'in eşi Fatıma binti Esed'i (R.Anha) de hiçbir zaman unutmamıştır. Bazen onun evine gider, kuşluk vakti uykusunu orada uyurdu.

Fatıma binti Esed (R.Anha) vefat ettiğinde ise Efendimiz gözyaşlarını tutamamıştır. Niçin ağladığını soranlara:
“Bugün annem vefat etti.” buyurmuştur.

Mübarek gömleğinin kefen olarak ona giydirilmesini isterken de:
“Ebu Talip'ten sonra bu kadın kadar bana iyiliği dokunan kimse olmadı.” buyurmuştur.


Dostlarına da Vefa Gösterirdi
Allah Rasûlü (SAS), yalnızca akrabalık bağı olan kimselere değil, dostluk ve arkadaşlık kurduğu kimselere de son derece vefalı davranırdı.

Kendisine köle olarak verilen Zeyd'i (RA) bağrına basmış, onu evladı olarak görmüştü. Kendisine ilk iman edenlerden biri olan Zeyd'i (RA) yanından hiç ayırmamıştı.

Zeyd (RA), Mûte Savaşı'nda şehit olunca Efendimiz ağlayarak:
“Bu, sevgilinin sevgilisine olan özlemidir.” buyurmuş ve Zeyd (RA) ile arasındaki yakınlığı ve sevgiyi böyle ifade etmiştir.

Allah Resûlü'nün (SAS) hayatındaki bu örnekler, onun sıla-i rahmi yalnızca akrabaları ziyaret etmekten ibaret görmediğini ortaya koymaktadır. Efendimiz, yakınlarına karşı vefa göstermiş, onların ihtiyaçlarıyla ilgilenmiş, gönüllerini hoş tutmuş, kendisine yapılan iyilikleri unutmamış ve hayatının her döneminde akrabalık bağlarını gözetmiştir.

Onun hayatında sıla-i rahim; sevgi, merhamet, vefa, ikram, fedakârlık ve sorumlulukla iç içe yaşanan bir ahlak olarak karşımıza çıkmaktadır. Akrabalarına yaptığı ikramdan anne ve babasına gösterdiği vefaya, sütannelerini ve sütkardeşlerini unutmamasından ailesine gösterdiği şefkate, çocuklara yakınlığından dostlarına olan vefasına kadar Efendimiz'in hayatının her safhasında bu güzel ahlakın izlerini görmek mümkündür.

Hz. Peygamber (SAS)'in hayatını kendimize örnek almak, yalnızca onun sözlerini bilmekle değil, onun yaşadığı bu güzel ahlakı hayatımıza taşımakla mümkün olacaktır. Sıla-i rahmi yaşatmak; ailemize, akrabalarımıza, dostlarımıza ve çevremizdeki insanlara karşı sevgi, merhamet, vefa ve sorumlulukla hareket etmek, Efendimiz (SAS)'in örnekliğini hayatımıza yansıtmanın önemli yollarından biridir.

 

 

 

­

 

 

 

Kabe
Canlı Yayın
Şuan Canlı Yayın
Cüz - Kur’an-ı Kerim Meali 2
AKRA CANLI
 / 
Canlı Yayın close icon
AKRA CANLI
Cüz - Kur’an-ı Kerim Meali 2
Cüz - Kur’an-ı Kerim Meali 2 Add Icon volume up
 / 
Canlı Yayın
fast rewind
fast forward
Playlist
Bu özelliği kullanabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir
  
Fikrini Paylaş
TAAHHÜTNAME

Hazırlamış olduğum ve sitenize gönderdiğim/ teslim ettiğim, tamamen orjinal ve bana ait olan, projemin/görüntü veya kaydımın, AKRA MEDİA tarafından kendisine ait kablolu/karasal/uydu, şifreli/şifresiz, free/paralı TV, video, DVD, VCD,VHS ,radyo, kaset, sinema ve sair mevcut yada ortaya çıkacak her türlü İşaret, ses ve /veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı ve tüm internet siteleri ve sosyal medya platformlarında yayınlamasına, çoğaltma hakkı, yayma hakkı, işleme hakkı ve temsil hakkının kullanılmasına süresiz olarak müsaade ediyorum.

Projemin/görüntü veya kaydımın, bant, CD, VCD, DVD, GSM, MP3 Player, dijital kayıt vb. tüm yollarla kayıt, çoğaltma ve dağıtım haklarını, bilişim veya iletişim ortamında görüntülenmesini, iletilmesini, okunmasını, izlenmesini, dinlenmesini vb. interaktif veya normal CD, VCD, DVD, GSM, MP3 Player vb. şekilde basılarak veya ses kayıtlarının metin haline getirilip kitap olarak piyasaya sunulmasını sağlayacak her türlü materyal üzerine kaydı ile çoğaltılması, kullanılması, işlenmesi, yeniden ve genişletilmiş şekilde sesli, yazılı ya da görüntülü yayın haklarını, bu suretle de çoğaltılarak kullanılması, dağıtılması, pazarlanması vb. fikri, mali ve manevi haklarımın tamamını, programda gerekli görülen değişiklikleri yapma haklarımı bila bedel olacak şekilde, AKRA.MEDİA sitesine ve bu site'nin yetkilisi ve sahiplerine devir ve temlik ettiğimi, beyan, kabul ve taahhüt ederim.

Şehir Seçin
Close