Kafkasya'nın kadim halklarından Karaçay-Malkar Türkleri, 1943 ve 1944 yıllarında yurtlarından sürgün edildi. On binlerce insanın vagonlara doldurularak Orta Asya ve Sibirya'ya gönderildiği sürgün yıllarında halk, nüfusunun yaklaşık yarısını kaybetti. Hayatta kalanlar, 14 yıl sonra vatanlarına dönebildi.
Kafkasya'nın Orta Kafkaslar bölgesinde yaşayan Karaçaylılar ve Malkarlılar; aynı dili, kültürü ve tarihi paylaşan iki Türk topluluğu. Mingitaw (Elbruz), Dıhtaw ve Koştantaw gibi yüksek zirvelerin bulunduğu bu coğrafyada yaşayan halk, 1917’da baskıcı politikalarla karşı karşıya kaldı.
1920'li yıllardan itibaren eski beyler, din adamları ve aydınlar hedef alınırken zorunlu kolektifleştirme politikası halkın direnişine yol açtı. Ayaklanmalar Kızıl Ordu tarafından bastırıldı. Çatışmalarda binlerce kişi hayatını kaybetti, on binlerce kişi çalışma kamplarına ve sürgüne gönderildi.
Sovyet yönetimi, Karaçay halkının sürgün edilmesine 12 Ekim 1943'te karar verdi. 2 Kasım 1943'te köyler silahlı birlikler tarafından kuşatıldı; kadın, çocuk ve yaşlı ayrımı yapılmadan insanlar evlerinden çıkarıldı. 69 bin 267 Karaçaylı, vagonlarla Orta Asya'ya gönderildi. Aynı uygulama, 8 Mart 1944'te yaklaşık 40 bin Malkarlıya da gerçekleştirildi.
Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan'a dağıtılan halk; açlık, hastalık, soğuk ve ağır yaşam koşullarıyla mücadele etti. Sürgünün ilk yıllarında nüfuslarının yaklaşık yarısını kaybetti.
1957 yılında Karaçay-Malkar Türklerinin vatanlarına dönmesine izin verildi. Ancak dönüşle birlikte hakları tamamen iade edilmedi. Karaçay'ın eski özerk statüsü yeniden oluşturulmazken sürgün kararı ve halka yöneltilen suçlamaların haksızlığı ancak 14 Kasım 1989'da resmen kabul edildi.
Karaçay-Malkar Türkleri bugün Rusya Federasyonu sınırları içerisindeki Karaçay-Çerkes ve Kabardey-Balkar cumhuriyetlerinde yaşamlarını sürdürüyor. Dillerini, kültürlerini ve geleneklerini yaşatmaya çalışan topluluklar, 2 Kasım 1943'te başlayan sürgünün acı hatırasını aradan geçen yıllara rağmen hafızalarında taşıyor.