Hastalık ölüme yol açan risk faktörleri arasında ilk sırada yer alıyor
Hipertansiyon görülme sıklığının çok yüksek bir hastalık olduğunu ama birçok insanın semptomları olmadığından bu hastalığa sahip olduklarının da fark etmediklerini vurgulayan Prof. Dr. Mustafa Kemal Erol, “Maalesef çoğu zaman insanlar kalp krizi veya felç geçirdikten sonra bu acı gerçeği öğreniyor. 140/90 mmHg eşik değer alındığında ülkemizde erişkin nüfusun yüzde 31,2’sinde hipertansiyon mevcut. Yani her üç erişkinden biri hipertansif. Türkiye’de her 100 hipertansiyon hastasının yüzde 45’i tansiyonun yüksek olduğunun farkında değil. Erkeklerde bu oran yüzde 59, kadınlarda yüzde 33. Yaşla görülme oranıysa giderek daha da artıyor” diyerek tehlikeyi vurguladı.
BU BELİRTİLERE DİKKAT EDİN
Erol, “Hipertansiyon sinsi seyirli bir hastalıktır ve belirtileri son derece siliktir. Baş ağrısı, baş dönmesi, kulak çınlaması gibi genel belirtiler verebilir ancak kronik yükseklikte bu belirtiler de olmayabilir. Bu durum da tanı konmayan hastaların tedavisiz yaşamalarına yol açıyor. Ancak kronik kan basıncı yüksekliği, kalp damar hastalığı, böbrek yetersizliği, kalp yetersizliği, beyin kanamaları ve felç için ana risk faktörünü oluşturuyor” dedi.
Özellikle hipertansiyon görülme oranının zaten çok yüksek olduğu 65 yaş üstü grubu düşündüğümüzde, bir yılı aşkın süredir evlerde kalınması, bu riskte daha da olumsuz etkilere neden olabilir. Bu yüzden hastalarımıza ‘Evde de olsanız hareket edin, kalori alımını artırmayın, kilo almayın, tuzsuz diyetinizi bozmayın tabi ki ilaçlarınızı da düzenli almaya devam edin. Mesafenizi koruyarak yürüyüşlerinizi yapın, hareketsiz kalmayın’ diyoruz. Hipertansiyon hastalarımız ilaçlarını bırakmasınlar. Kan basınçlarını düzenli ölçtürsün, olağan dışı bir gelişme olduğunda ise hekimine başvursunlar.” diye konuştu.