İlke ve Değerlerinden Ödün Vermeden
Özgür Yayın Platformu Olarak Kalsın Diye
Öğle13:10 İkindi17:10 Akşam20:45 Yatsı22:36 İmsak03:23 Güneş05:23 İşrak06:07
Hava - Hava durumuAçık 22°C Nem %64
Türkçe
10 Zilhicce 1445 16 Haziran 2024 Pazar
10 Zilhicce 1445
İşrak
06:07
Öğle
13:10
İkindi
17:10
Akşam
20:45
Yatsı
22:36
İmsak
03:23
Güneş
05:23
Giriş Yap

Kurtuluş ve huzura davet mektupları

02.11.2022    |

16. Bölüm

İlk etapta Müslümanları derinden üzen Hudeybiye Antlaşması, aslında Hz. Peygamber’in (SAS) Kur’an ile de desteklenen en büyük siyasî zaferi idi. Birkaç ay içinde etkisini diğer Müslümanlar da görmeye başladı.

Mekke’den ayrılan Müslümanlar Medine’ye kabul edilmeyecekti. Mekke - Suriye ticaret kervanlarının yolu üzerinde bir mevkide onlarca Müslüman bir topluluk kurmuş, ticaretleri etkilenen Mekkeliler anlaşma maddelerini değiştirmeyi gündeme getirmeye başlamıştı.

Resûl-i Ekrem (SAS) bu antlaşmadan sonra Bizans ve Sâsânî imparatorlarına, Mısır mukavkısına, Habeş necâşîsine ve bazı Arap emîrlerine mektuplar göndererek onları İslâm’a davet edecekti. Üç yıl içinde barışçı yollarla devletini on kat büyütecek ve Tevhid Elçisi olarak hemen hemen bütün Arap yarımadasına hükmedecekti.

Bu bölümde birer resmi belge niteliği taşıyan İslam’a davet mektuplarıyla devam ediyoruz.

Resmi Davet Mektupları İslam’a Çağırıyor

Hz. Muhammed’in (AS) risâleti, elçiliği evrenseldi. O, bütün insanlığa gönderilmiş bir peygamberdi:

“(Resûlüm!) De ki: “Ey insanlar! Şüphesiz ben, Allah’ın sizin hepiniz için (gönderilen) peygamberiyim. O (Allah) ki göklerin ve yerin mülkü ve hükümranlığı kendisinindir. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, hem diriltir hem öldürür. O halde Allah’a inanın; Allah’a ve O’nun sözlerine inanan, ümmî peygamber Resûlü’ne de inanın. Ve ona uyun ki doğru yolu bulasınız.” (A’raf 7/158)

İslâm, Arab’a-Acem’e.. ten rengi ne olursa olsun, hangi coğrafyada yaşarsa yaşasın bütün insanlara tebliğ edilecekti. Bir ayette şöyle emredilmişti:

“Ey Resûl! Rabbinden sana indirileni (tamamen) tebliğ et (bildir). Eğer bunu yapmazsan O’nun elçiliğini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur. Şüphesiz Allah, inkârcılar toplumunu doğru yola iletmez.” (Mâide 5/67)

Hz. Peygamber (SAS) bir hadisinde, peygamberliğinin evrenselliğini bizzat kendisi şöyle dile getirmişti:

“Benden önce her peygamber, yalnızca kendi kavmine gönderilmişken ben, bütün insanlara peygamber olarak gönderildim.”

(Buharî, Teyemmüm 1, salat 56; Müslim, Mesacid 3; Nesaî, Gusül 26)

Nitekim geçmiş peygamberler hep “Ya kavmî”, “Ey milletim” diye seslenmişlerdi. (Bakara 2/54). Peki bu ümmî, okuma yazma öğrenmemiş peygamber, evrensel davetini nasıl bildirecekti? Bu zamana kadar tebliğ ve davet söz ile yapılmıştı. Ama şimdi dünyaya açılmaya sıra gelmişti. Çünkü Arap yarımadasındaki engeller ya temizlenmiş ya da etkisiz hâle getirilmişti.

İşte bu noktada devreye elçiler ve yazılı tebliğ girmekteydi. Elçiler, gidecekleri memleketin dilini, adetlerini bilen tüccarlar arasından seçilmekteydi. (Tecrid Tercemesi, XII, 381) Bu da hiç kuşkusuz siyasette önem arz etmekteydi.

Hz. Peygamber’in (SAS) elçilere genel talimatı şöyleydi: “Hiç şüphesiz Allah beni, herkese rahmet vesilesi olarak gönderdi. Bana karşı vazifenizi yerine getiriniz ki, Allah sizi rahmetiyle esirgesin. Bana karşı İsrail Oğullarının İsâ b. Meryem’e (AS) davrandıkları gibi davranmayın. Onun yakına gönderdiği kimse, seve seve gitti, selâmete erdi. Uzağa gönderdiği kimse ise, gitmek istemedi, direndi.”(Hadislerle Müslümanlık, I, 126)

Elçiler, birer davet mektubu ile gönderildiler. Mektuplar devlet ve kabile başkanlarına hitap etmekteydi. İfadeleri kısa ve özlü idi. Doğal olarak gönderilen kişiye göre söylenenler kısmen değişmekteydi. Değişmeyen yegâne, tek unsur, üslup ve İslâm davetiydi...

Hazreti Peygamberin Mektubu

Hz. Peygamber’in (SAS) çevre hükümdarlara gönderdiği mektupların güzel bir örneğini Rum Kayseri Herakliyus’a gönderdiği oluşturmaktaydı. Şöyleydi:

“Bismillâhirrahmânirrahim, Allah’ın kulu ve Resûlü Muhammed’den, Rumların büyüğü Herakliyus’a, Hidayete uğrayanlara, doğru yolu tutanlara selâm olsun. Seni Müslüman olmaya davet ediyorum. Müslüman ol ki, selâmet bulasın. Allah sana ecrini, mükâfatını kat kat versin. Eğer davetimi kabul etmezsen, yoksul çiftçilerin, halkın günahı senin boynunadır. “Ey Ehl-i Kitab (olan yahudi ve hıristiyanlar)! Bizimle sizin aranızda eşitlik sağlayan (ortak) bir kelimeye gelin: Allah’tan başkasına kulluk etmeyelim, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım, Allah’ın dışında bazımız bazısını rab edin(ip müşrik ol)masın.” Eğer onlar, yine yüz çevirirlerse (onlara): “Şahit olun ki biz, gerçek müslümanlarız.” deyin.” (Âl-i İmrân, 3/64).”( Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1:263)

Bu mektubun altında da “Muhammedün Resûlullah” mührü yer almaktaydı.

Devlet başkanları mühürsüz mektuba resmi nitelik taşımayan evrak gözüyle bakardı. Bu durum kendisine bildirilince Hz. Peygamber (SAS), mührü bir yüzük olarak yaptırmış ve gerektikçe mühür gibi kullanmıştı.( Ahmed b. Hanbel, 3/223, Buhârî, Sahîh, 1/24, 3/235, 7/53, Müslim, 3/1657, Ebu Davud, 4/88.)

Kendisinden sonra da halifeleri, devlet idaresinde bu yüzüğü mühür olarak kullandı. Mühür yüzük Hz. Osman (RA) zamanında bir kuyuya düştü ve kayboldu...

Hz. Peygamberin devlet başkanlarına yazdığı mektupları “Muhammedün Resûlullah” diye mühürlemesi, bu mektupların din tebliği niteliğinin açık işâretiydi. İslâm hem bir din hem bir düzendi. Hz. Peygamber (SAS) her şeyden önce Allah’ın elçisiydi. Devlet başkanlarına, onların geleneğine uygun olarak yazdırdığı mektubu peygamberlik sıfatıyla imzalıyordu. Bu, tebliğin devlet görevi olduğu anlamına geliyordu.

Devlet başkanları ve yöneticilere, hükümdarlık ve yöneticiliklerine yönelik bir teklif ileri sürmüyordu. Çünkü açık gerçekti: İslâm’a karşı çıkanlar hep egemenlik ve yöneticilikleri elden gideceği endişesiyle direnmişlerdi. Yani karşı çıkma, fikrî değil, siyasî ve idarî nitelikliydi...

Hz. Peygamber (SAS) davet ettiklerini böyle bir endişeye sevk etmek istememekteydi. Müslüman olurlarsa, mevkilerini koruyabileceklerini ve idare ettiklerini doğruya yönlendirmenin mükâfatını göreceklerini bildirmekteydi. Halk, kendilerini yönetenlerin dinindeydi... Yöneticiler Müslüman olursa, halkın Müslümanlığı kendiliğinden gerçekleşecekti...

Halkın böylesi bir şerefe erişmesine engel olmak ise, hiç kuşkusuz büyük bir sorumluluktu...(Ahzâb 33/66-68) Hz. Peygamber’in (SAS) mektuplarında bu gerçek dile getirilmekteydi.

Usulün Temel Niteliği

Yazılı tebliğ ve davet faaliyeti o zaman mektupları alanlarca garipsenmiş olabilirdi. Ne var ki, sonraki yıllar bu mektupların boş bir hevesle kaleme alınmadığını gösterecekti. Asıl görev, tebliğdi, tevhidin egemen olmasını sağlamaktı. Bu hangi usulle mümkünse o denenirdi, denenmeliydi. Çünkü usulde temel nitelik değişkenlikti...

Diğer yandan Hz. Peygamber’in (SAS) yazılı tebliğe başlaması, elçiler yollaması Hudeybiye anlaşmasından sonraki günlerde görülmekteydi. Bu da önce içte belli bir noktaya gelindikten sonra dışa açılmanın doğru olacağını göstermekteydi. İçte dirliği ve düzeni sağlamak, dışa söylenen sözün etkinliğini artırırdı. Her şeyin bir sırası ve yolu vardı.

Artık İslâm'ı tebliğde mektup ve yazılı her türlü malzeme de yer alacaktı. İslâm Devletinin “tebliğ" fonksiyonu da böylece ortaya çıkmıştı. Yoluyla giden yorulmazdı.

Elçiler gönderiliyor

Hz. Peygamber Abdullah b. Huzâfe'yi (RA) İran'a; Dihye'yi (RA) Bizans’a ; Hâtib b. Beltea'yı (RA) Mısır'a, Şuca b. Vehb'i (RA) Gassâniler'e; Sâbit b. Amr'ı (RA) Yemâme hükümdarına; Amr b. Umeyye'yi de (RA) Habeşistan'a yolladı.

Elçiler gittikleri yerlerde değişik şekillerde karşılandılar. Kimi hürmetle davete icabet etti. Kimi hediyeler göndermekle yetindi. Kimi ise sert davrandı.

Habeş Necaşisi Ashama ile Uskuf Dağatır hemen daveti kabul etti. Rum Kayseri Herakliyus, Kureyşli tüccar Ebu Sufyan henüz Müslüman olmamışken kendisinden Hz. Peygamber’in (SAS) soyuna, doğruluğuna, davranışlarına ilişkin bilgi aldı. Beklenen peygamber olduğuna şahitlik etti. (Müsned, 1:262-263; Buharî, 4:3-4; Müslim, 3:1395). Çevresindeki devlet adamlarının bu davete hiç de sıcak bakmadığını gördü. Siyasi hareket etmeyi tercih etti. Davet mektubunu ise hürmetle sakladı.

Devlet liderlerine gönderilen mektupların bir kısmı bugüne kadar korundu. Bunun bir örneği olan Mısır Mukavkısı’na gönderilmiş mektup İstanbul Topkapı Sarayı Müzesinde Mukaddes Emanetler Bölümünde saklanmakta.

Kahverengi bir deri üzerine siyah mürekkeple yazılmış, yer yer güve yenikleri bulunan mektubun altında Peygamberimiz’in (SAS) mührü bulunmakta.­

▶️ Sonraki Bölüm: Veda Haccı, Veda Hutbesi

◀️ İlk Bölüm: Peygamberimizin Doğumu, Gençliği ve İlk Vahiy

­
Kabe
Canlı Yayın
Şuan canlı Yayın
Canlı Yayın
AKRA CANLI
 / 
close icon close icon
AKRA CANLI
Canlı Yayın
Canlı Yayın Add Icon volume up
 / 
Canlı Yayın
fast rewind
fast forward
Playlist
Bu özelliği kullanabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir
  
Fikrini Paylaş
TAAHHÜTNAME

Hazırlamış olduğum ve sitenize gönderdiğim/ teslim ettiğim, tamamen orjinal ve bana ait olan, projemin/görüntü veya kaydımın, AKRA MEDİA tarafından kendisine ait kablolu/karasal/uydu, şifreli/şifresiz, free/paralı TV, video, DVD, VCD,VHS ,radyo, kaset, sinema ve sair mevcut yada ortaya çıkacak her türlü İşaret, ses ve /veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı ve tüm internet siteleri ve sosyal medya platformlarında yayınlamasına, çoğaltma hakkı, yayma hakkı, işleme hakkı ve temsil hakkının kullanılmasına süresiz olarak müsaade ediyorum.

Projemin/görüntü veya kaydımın, bant, CD, VCD, DVD, GSM, MP3 Player, dijital kayıt vb. tüm yollarla kayıt, çoğaltma ve dağıtım haklarını, bilişim veya iletişim ortamında görüntülenmesini, iletilmesini, okunmasını, izlenmesini, dinlenmesini vb. interaktif veya normal CD, VCD, DVD, GSM, MP3 Player vb. şekilde basılarak veya ses kayıtlarının metin haline getirilip kitap olarak piyasaya sunulmasını sağlayacak her türlü materyal üzerine kaydı ile çoğaltılması, kullanılması, işlenmesi, yeniden ve genişletilmiş şekilde sesli, yazılı ya da görüntülü yayın haklarını, bu suretle de çoğaltılarak kullanılması, dağıtılması, pazarlanması vb. fikri, mali ve manevi haklarımın tamamını, programda gerekli görülen değişiklikleri yapma haklarımı bila bedel olacak şekilde, AKRA.MEDİA sitesine ve bu site'nin yetkilisi ve sahiplerine devir ve temlik ettiğimi, beyan, kabul ve taahhüt ederim.

Şehir Seçin
Close