Hukukun Üstünlüğü Derneği tarafından Afyonkarahisar’da gerçekleştirilen “Eleştirel-Bağımsız Düşünme” temalı özel buluşmada konuşan Dr. Mücahit Gültekin, “Dijital Çağda Eleştirel Düşünme” konusunu ele aldı.
Gültekin, eleştirel düşünmenin merkezinde ‘kriter’ kavramının bulunduğunu belirterek, insanların doğru ölçütler kullanamadığında karar vermekte zorlandığını ve bunun bir kriz durumuna yol açtığını ifade etti.
Eleştirel düşünmeyi “Bir karar anında, belirsizlik ve şüpheleri ortadan kaldıran ya da azaltan bir kriter aracılığıyla ayırt etme, değerlendirme, gerektiğinde kullanılan kriteri sorgulama ve gerekçelendirilmiş, doğru ve amaca uygun hüküm verme çabası” olarak tanımlayan Gültekin, bu süreçte kriterlerin vazgeçilmez olduğunu söyledi. “Kriter ortadan kalktığında eleştirel düşünme çöker ve yönsüzlük başlar” dedi.

İstişare kültürü kararları olgunlaştırıyor
Konuşmasında İslam tarihinden örneklere de yer veren Gültekin, Uhud Savaşı öncesinde Hz. Peygamber’in (SAS.) gençlerin görüşlerini dikkate almasını eleştirel düşünme ve karar alma süreçleri açısından değerlendirdi. Bu durumun, toplumun düşünme kapasitesini koruyan ve geliştiren bir yaklaşım olarak değerlendirilebileceğini, Hz. Peygamber'in genç sahabilerin görüşlerini dinleyerek onların önerisini kabul etmesinin farklı fikirlerin ifade edilmesine imkân tanıyan bir yönetim anlayışının örneği olduğunu vurguladı.
Dijital platformlar davranışlarımızı yönlendiriyor
Dijital platformların insan davranışlarını yönlendirebildiğini ifade eden Gültekin, özellikle sosyal medya ve internet ortamında bireylerin sürekli veri üreten ve izlenebilen konuma geldiğini söyledi.
“Dijital platformlar, kullanıcıların dikkatini belirli noktalara çekmek, belirli davranışları teşvik etmek veya belirli tercihleri öne çıkarmak üzere tasarlanmakta. Bu nedenle dijital dünyanın sunduğu içeriklerin arkasındaki amaçları ve yönlendirmeleri fark edebilmek, eleştirel düşünmenin önemli bir parçası hâline gelmiştir.” değerlendirmesinde bulundu.
Algoritmalar çağında, düşünmenin gücü
Dijital çağda çocukların ve gençlerin karşı karşıya olduğu risklere de dikkat çeken Gültekin “Dijital çağın en önemli özelliklerinden biri, insanların sürekli erişilebilir hâle gelmesi. Özellikle çocuklar ve gençler, internet ve sosyal medya aracılığıyla çok sayıda içerik, fikir ve yönlendirmeyle karşı karşıya kalmakta. Yapay zekâ destekli sistemler ve algoritmalar, bireylerin ilgi alanlarını öğrenerek onlara özel içerikler sunabilmekte.
Bu durum, gençlerin düşünce dünyalarının dış müdahalelere daha açık hâle gelmesine neden olabilmekte.
Ayrıca günümüzde üretilen veri miktarındaki büyük artış, bireylerin bilgi bombardımanına maruz kalmasına yol açmakta. Bu durum dikkat dağınıklığını artırırken, sağlıklı değerlendirme yapmayı da zorlaştırmakta. Dolayısıyla zihinsel müdahaleye açık olduğumuz bu durumda algoritmalar düşünme biçimlerimizi şekillendirme hedefinde” değerlendirmesinde bulundu.
“Bağımsız düşünebilmek için hafıza korunmalı”
Gültekin konuşmasının son bölümünde şu tespit ve önerilerde bulundu:
“Hafıza yalnızca geçmişi hatırlamak değildir; aynı zamanda kimliğin korunması ve geleceğe yön verebilmek için de gereklidir. İnsan neyi unutacağına ve neyi hatırlayacağına bilinçli şekilde karar verebilmelidir.
Dijital çağda sürekli akan bilgi akışı, bireylerin dikkatini dağıtarak uzun süreli odaklanmayı zorlaştırıyor. Bu sebeple bilgiyi “tüketmek” değil “seçmek” önem kazanıyor.
Özellikle gençlerin:
- Dikkatlerini yönetebilmeleri,
- Hafızalarını koruyabilmeleri,
- Bilgiyi seçebilme becerisi kazanmaları,
- Önceliklerini belirleyebilmeleri,
- Doğru ile yanlışı ayırt edebilmeleri,
- Dijital ortamların yönlendirmelerini fark edebilmeleri büyük önem taşımakta.
Sonuç olarak eleştirel düşünme, dijital çağda yalnızca akademik bir beceri değil; bireyin zihinsel bağımsızlığını koruyabilmesi için gerekli temel bir yaşam becerisidir.”