Rahmet deryasının coştuğu günler ve gecelerin, üç ayların ikincisi Şaban ayına kavuştuk. Peki, manevi feyz ve bereketlerden istifade edebilmek için bu iklimi nasıl değerlendirmeliyiz?
Müslümanlar için önemli bir manevi dönem olan üç aylar, aynı zamanda bir hasat dönemini andıran süreci de içerisinde barındırıyor.
Recep, Şaban ve Ramazan aylarını kapsayan bu dönem, manevi bir uyanış dönemi olarak değerlendiriliyor. İnsanın içindeki canlılığın ve iyilik tohumlarının yeniden filizlenmesine imkân tanıyan, ileride vereceğimiz manevi meyvelerin bir müjdecisi olarak kabul ediliyor.
Şaban ayı, bu ruhani sürecin çiçeklenme dönemi olarak kabul edilirken, Ramazan ayı ise bu manevi yolculuğun tatlı meyvelerinin toplandığı ve paylaşıldığı bir dönem olarak öne çıkıyor.
Ramazan ayında toplanacak olan bu manevi mahsulün en verimli ve taze bir şekilde olması ise Receb ve Şaban ayının nasıl değerlendirildiğine bağlı kalıyor.
Nefis terbiyesini ve öz denetimi güçlendiren oruç ibadetine daha fazla yönelerek, kötülüklerden uzaklaşıp pişmanlıkla Allah’a yönelmeyi ifade eden tövbeye ağırlık verdiğimiz Receb ayından Şaban ayına geçtiğimiz bu dönemde Ramazan ayına hazırlanmak için yapılması teşvik edilen ibadet ve ameller;
· Kur’an-ı Kerim okumaya ağırlık vermek,
· Salât ü selam getirerek Peygamber Efendimiz’i (SAS) anmak,
· Nafile oruçlarla Ramazan’a manevi hazırlık yapmak,
· Tövbe ve istiğfarla arınmaya yönelmek,
· Berat Gecesi’ni ibadetle ihya etmek,
· Kendisi, ailesi ve ümmet-i Muhammed için bol bol dua etmek
öneriliyor.
Böylece senelik manevi eğitim mevsimi tamamlanmış, kulluk bilinci tazelenmiş olur. İnsanın her konuda olduğu gibi manevi konularda da bir gelişmeye ve yenilenmeye ihtiyaç duyduğu, bunun da ancak uygulamalı bir eğitimle mümkün olduğu düşünüldüğünde, üç ayların bu konudaki önemi daha iyi anlaşılıyor.